Bir sonraki hedef daha da akademik bir hedef olacak. İstanbul Üniversitesi Enformatik bölümünde doktora yapmak için geçen haftalarda başvuru da bulundum. Haftaya mülakatlar olacak. Eğer ilk 8'e girebilirsem doktora programında kabul edileceğim.
26.06.2009
MBA'de Mutlu Son:)
Bir sonraki hedef daha da akademik bir hedef olacak. İstanbul Üniversitesi Enformatik bölümünde doktora yapmak için geçen haftalarda başvuru da bulundum. Haftaya mülakatlar olacak. Eğer ilk 8'e girebilirsem doktora programında kabul edileceğim.
25.06.2009
ITIL Kitaplarım geldi
ITIL V3 Foundation sertifikası için sipariş ettiğim kitaplar sonunda elime ulaştı. Kendime 1 ay'lık bir zaman planladım. Ağustos ayı içinde sınava girmeyi planlıyorum.
Sınav konusu 6 bölümden oluşuyor.
- Service Stragtegy
- Service Design
- Service Transition
- Service Operation
- Continual Service Improvment
- Service Managment Technology
Başlangıç olarak servis mantalitesinden ve neden doğduğundan bahsediliyor. Şimdilik bu kadar..
Sınav konusu 6 bölümden oluşuyor.
- Service Stragtegy
- Service Design
- Service Transition
- Service Operation
- Continual Service Improvment
- Service Managment Technology
Başlangıç olarak servis mantalitesinden ve neden doğduğundan bahsediliyor. Şimdilik bu kadar..
19.06.2009
Çalışanların genel sorunu(A.K.A.T sendromu)
Zaman zaman iş yaşamında yaptığım işin beni tatmin etmediği hissine kapılır bu konuda kendi kendime hayıflanırım. Ama geçen gün yine bu konu hakkında düşünürken bir aydınlanma anı yaşadım ve aslında bu durumun sadece bana özel olmadığını çevremdeki bir çok kişinin de aynı durumda olduğunu gerek konuşmalarından gerekse vücut dillerinden bunu belli ettiklerini farket ettim. Bunun sebebini düşünürken de başlıkta kısaltmasını yazdığım teoriyi ürettim.
A.K.A.T(Artan Karmaşılık Azalan Tatmin) sendromu, sanayi devrimi ile başlayan insanın iş yapış biçimindeki değişiklikten kaynaklanan bir sorun aslında. Sanayi devrimi öncesinde günümüze kadar olan süreci düşünürsek yapılan işin kapsamı ve karmaşılığı ile insan yetkinliği, insanın sahip olduğu bilgi seviyesi şöyle bir grafik çiziyor.
Tarım toplumunda insan, her işi tek başına ve genellikle kendisi için yapıyordu. Sebze meyvesini kendi yetiştirir, ekmeğini kendi yapardı. Yani şu anda hiç düşünmediğimiz, nasıl yapıldığı hakkında fikrimizin dahi olmadığı basit işleri o zamanlar herkes kendisi yapmakta idi. Bu her ne kadar zaman kaybettirici gibi görünse de insanın birşey yapabilme egosunu oldukça okşayan bir faaliyetti.
Sanayi devrimi ile birlikte tekil iş üretiminden çoklu iş üretimine geçilme başlandı. Yapılan her iş için ayrı bir meslek doğmaya başladı. Ekmek üretmek için fırıncılık doğdu, fırınlar için makineler üretildi. Sebze ve meyveyi bizim yerimize üretenler çıktı. Makinalar, arabalar üretildi. Tüm bunlar yapılırken takım, ekip kavramı ortaya çıkmaya başladı. Bilgi devrimi ile birlikte bu kavram vazgeçilmez hale geldi.
Artık insanoğlunun günümüzde tek başına uçtan uca bir ürünü-hizmeti yapabilmesinin olanağı yoktur. Sanayi Devrimi öncesinde insanoğlu tek başına ve çoğunlukla kendisi için bir ürün/ hizmet üretirken herşeyi ile kendisinin yaptığı, elle tutulur gözle görülür birşey yapıyordu ve bu tatmini çok yüksek bir işti. Zamanla işlerin karmaşıklaşması bir insanın yeteneği ve kapasitesini aşmaya başladı.
Böylece takım ve iş bölümü, uzmanlaşma başladı. İnsanlar artık belli konularda uzmanlaşıyorlar ve diğer tüm işlerden büyük oranda çekiliyorlardı. Artık fabrika da sadece kumaşa baskı basmakla görevli idi. Eskiden olsa kalıp desenini kendi çizmesi, kalıbı kendi oyması, boyayı kendi oluşturması, kumaşı kendisi dokuyup bunu boyaması gerekirdi. Şimdi ise bu adımların hepsini ayrı bir kişi yapmaktaydı. (İronik olan ise insanın bilgi seviyesinin eskiye oranla kat be kat artmasıdır. İnsanın daha öncesine göre daha çok şey yapabilecek kapasitesi varken bunun çok ama çok azını kullanabilmektedir.)
Bir yandan ise gelişen bilim ve teknoloji ile elde edilen bilgiler okullarda öğretiliyor, bireyin bilgi kapasitesi gün geçtikçe artıyordu. Ama vahim olan işin karmaşıklık ve büyüklüğünün hızla artması değil aynı zamanda sanallaşması idi. 20.YY ortalarına kadar etkin olarak var olan işçi sınıfı her ne kadar uzmanlaşarak iş tatmini azalsa da yine de somut birşeyler üretebiliyordu. Bilgi devrimi ile birlikte hızla işçi sınıfının küçülmesi ve beyaz yakalıların etkinleşmesi bu durumu daha vahim hale getirdi.
Günümüzde insanın tek başına yapamayacağı kadar büyük parçalar iş paketlerine bölünmüştür, bütüne sahip olma hissi azalmakla birliket yapılan işin de nisbeten sanal olması bu tatminsizliği daha da artırmaktadır.
A.K.A.T(Artan Karmaşılık Azalan Tatmin) sendromu, sanayi devrimi ile başlayan insanın iş yapış biçimindeki değişiklikten kaynaklanan bir sorun aslında. Sanayi devrimi öncesinde günümüze kadar olan süreci düşünürsek yapılan işin kapsamı ve karmaşılığı ile insan yetkinliği, insanın sahip olduğu bilgi seviyesi şöyle bir grafik çiziyor.
Tarım toplumunda insan, her işi tek başına ve genellikle kendisi için yapıyordu. Sebze meyvesini kendi yetiştirir, ekmeğini kendi yapardı. Yani şu anda hiç düşünmediğimiz, nasıl yapıldığı hakkında fikrimizin dahi olmadığı basit işleri o zamanlar herkes kendisi yapmakta idi. Bu her ne kadar zaman kaybettirici gibi görünse de insanın birşey yapabilme egosunu oldukça okşayan bir faaliyetti.
Sanayi devrimi ile birlikte tekil iş üretiminden çoklu iş üretimine geçilme başlandı. Yapılan her iş için ayrı bir meslek doğmaya başladı. Ekmek üretmek için fırıncılık doğdu, fırınlar için makineler üretildi. Sebze ve meyveyi bizim yerimize üretenler çıktı. Makinalar, arabalar üretildi. Tüm bunlar yapılırken takım, ekip kavramı ortaya çıkmaya başladı. Bilgi devrimi ile birlikte bu kavram vazgeçilmez hale geldi.
Artık insanoğlunun günümüzde tek başına uçtan uca bir ürünü-hizmeti yapabilmesinin olanağı yoktur. Sanayi Devrimi öncesinde insanoğlu tek başına ve çoğunlukla kendisi için bir ürün/ hizmet üretirken herşeyi ile kendisinin yaptığı, elle tutulur gözle görülür birşey yapıyordu ve bu tatmini çok yüksek bir işti. Zamanla işlerin karmaşıklaşması bir insanın yeteneği ve kapasitesini aşmaya başladı.
Böylece takım ve iş bölümü, uzmanlaşma başladı. İnsanlar artık belli konularda uzmanlaşıyorlar ve diğer tüm işlerden büyük oranda çekiliyorlardı. Artık fabrika da sadece kumaşa baskı basmakla görevli idi. Eskiden olsa kalıp desenini kendi çizmesi, kalıbı kendi oyması, boyayı kendi oluşturması, kumaşı kendisi dokuyup bunu boyaması gerekirdi. Şimdi ise bu adımların hepsini ayrı bir kişi yapmaktaydı. (İronik olan ise insanın bilgi seviyesinin eskiye oranla kat be kat artmasıdır. İnsanın daha öncesine göre daha çok şey yapabilecek kapasitesi varken bunun çok ama çok azını kullanabilmektedir.)
Bir yandan ise gelişen bilim ve teknoloji ile elde edilen bilgiler okullarda öğretiliyor, bireyin bilgi kapasitesi gün geçtikçe artıyordu. Ama vahim olan işin karmaşıklık ve büyüklüğünün hızla artması değil aynı zamanda sanallaşması idi. 20.YY ortalarına kadar etkin olarak var olan işçi sınıfı her ne kadar uzmanlaşarak iş tatmini azalsa da yine de somut birşeyler üretebiliyordu. Bilgi devrimi ile birlikte hızla işçi sınıfının küçülmesi ve beyaz yakalıların etkinleşmesi bu durumu daha vahim hale getirdi.
Günümüzde insanın tek başına yapamayacağı kadar büyük parçalar iş paketlerine bölünmüştür, bütüne sahip olma hissi azalmakla birliket yapılan işin de nisbeten sanal olması bu tatminsizliği daha da artırmaktadır.
16.06.2009
AR(Augmented Reality)
AR(Augmented Reality) ya da türkçe çevirisi "yükseltilmiş-zengin gerçeklik", gerçek görüntüler ile bilgisayar ortamında yaratılan sanal görüntülerin, dijital ortamda birleştirilip eş zamanlı olarak işlenmesi sürecidir. Buradaki kritik nokta ise yaratılan sanal görüntülerin gerçek görüntülerle etkileşim içinde olması ve bu dış dünya değişikliklerini birer girdi olarak alıp ona göre tepki vermesi.Peki bunun bize faydası nedir?'e gelecek olursak, iki dünya arasındaki interaktivite sayesinde daha zengin bir ortam sunuluyor. Bilgisayar ekranı ile bilgisayarınızın bulunduğu odanızın etkileşim içinde olduğunu düşünün. Masanızın üzerinde sanal arabalar ile yarış yapabilirsiniz. Masanızın üzerindeki bir değişiklik oyandığınız oyunda da olacak. Bu tip örnekler dijital dünyaya bir adım daha atmak adına önemli...
Kaynak: IP Magazine, Haziran 2009, S.14-15
15.06.2009
ITIL foundation sertifikası için başlangıç
Öncelikle sınava girmek isteyenler için ön bilgi vereyim. ITIL veya Information Technology Infrastracture Library, BT hizmet yönetimi için bir "best practice" yani uygulanabilir bir yol niteliğinde. ITIL önce İngiltere Hazine bakanlığı tarafından oluşturulmuş ve 2007 yılında üçüncü versiyonu yayımlanmış.
Benim gireceğim sınav ilk aşama sınavı, ITIL expert olabilmek için bir çok sınava girmek gerekiyor. ITIL expertliğe giden yol haritası(sınav haritası) şekildeki gibi.
Gelişmeleri burada aktaracağım...
22.05.2009
WOM'da BookMarking etkisi
BookMark ya da türkçe adı ile imlemek, beğendiğin bir sayfayı arkadaşına veya tanıdıklarına tavsiye etme sistemine dayanıyor. Böylece markanız veya ürününüzle ilgili güzel veya ilginç bir olay sıfır masrafa yakın bir şekilde ağızdan ağıza pazarlanıyor. Bunun tersi durumlarda olabilir. Bu tehlikede Online itibar yönetimi denen kavram ile bertaraf edilebilir. Bu konu ile ilgili hazırladığım teze buradan ulaşabilirsiniz. Keza Facebook, Twitter, friendfeed gibi sosyal networkler de bu pazarlama kavramının altını dolduran nesneler arasında.
Bu konuda daha detaylı bilgi isterseniz, IPMagazine Mayıs sayısında bulabilirsiniz.
20.05.2009
Flexpeaker - Paper Thin Speakers
Şu anda LCD ve LED TV'lerde kullanılabilir olan bu ürün ilerde kağıt inceliğinde, rulo olarak katlanabilen TV'ler ve Sinemalarda kendi teaser'ını oynatan film afişlerinin önünü açacak.
Ürünün güzel bir demosuna buradan ulaşabilirsiniz.
En değerli 100 Marka
Raporun pdf haline buradan ulaşabilirisiniz.
14.05.2009
Kariyerde 3D kuralı
Çoğumuz doğru işi bulamamaktan yakınırız. Kimimiz bunu değiştirmek için çaba gösterirken kimimiz ise durumu kabullenerek hayatını devam ettirir. Geçen gün bu konu hakkında düşünürken, aslında insanın iş hayatında mutlu olma olasılığının ancak 3 doğrunun(3D) bir arada olmasına bağlı olduğunu keşfettim.
Bu doğrulardan birincisi Doğru şirket; Hangi kurumda çalıştığınız iş ve özel yaşamınızı direkt etkileyen bir unsur. Diğer bir doğru ise Doğru pozisyon; Şirketin iyi olması tek başına bir şey ifade etmiyor. Aynı zamanda hak ettiğinizi düşündüğünüz pozisyonda da olmalısınız. En son ve en önemli doğru ise zaman; Doğru şirkette, doğru pozisyonda ve doğru zamanda olmalısınız. Kriz zamanında doğru şirkette ve doğru pozisyonda olmanız bir işe yaramayacaktır.
Buna birçok olasılık da eklenebilir. Fakat benim aklıma gelenler bunlar.
Bu doğrulardan birincisi Doğru şirket; Hangi kurumda çalıştığınız iş ve özel yaşamınızı direkt etkileyen bir unsur. Diğer bir doğru ise Doğru pozisyon; Şirketin iyi olması tek başına bir şey ifade etmiyor. Aynı zamanda hak ettiğinizi düşündüğünüz pozisyonda da olmalısınız. En son ve en önemli doğru ise zaman; Doğru şirkette, doğru pozisyonda ve doğru zamanda olmalısınız. Kriz zamanında doğru şirkette ve doğru pozisyonda olmanız bir işe yaramayacaktır.
Buna birçok olasılık da eklenebilir. Fakat benim aklıma gelenler bunlar.
06.05.2009
Sanallaştırma Teknolojileri Semineri
Bugün Microsoft Türkiye, HP ve Intel'in ortaklaşa düzenlediği yeni nesil sanallaştırma teknolojilerinin anlatıldığı seminere katıldım.
İlk olarak MS GMY Mustafa Çağan söz aldı.
Sanallaştırmanın gereklerinden biraz söz ettikten sonra, Garanti Bankasının 15 sunucusunu sanallaştırdığını, Digitürk'ünde sanallaştırmada çok büyük kazanımlar elde ettiğini yazdı. Ayrıca Microsoft'ta test ve geliştirme ortamlarını sanallaştırmış. Sunucu sayısı, yer ve enerjide %90'a varan tasarruf sağlamışlar. İlginç bi istatistiği de paylaştı. Her bir 1$'lık donanım yatırımına karşılık 0,5$'lık enerji harcaması da beraberinde geliyormuş.
Levent İskid, HP GMY
Ekonomik kriz ile birlikte server pazarı küçülürken, sanalaşştırma teknolojileri pazarının büyüdüğünden bahsetti.
Yalım Eriştiren, İntel İş geliştirme Müdürü
Sanallaştırmanın kullanım amaçları ve avantajlarından bahsetti. Bununla ilgili çizim notum;
İlk olarak MS GMY Mustafa Çağan söz aldı.
Sanallaştırmanın gereklerinden biraz söz ettikten sonra, Garanti Bankasının 15 sunucusunu sanallaştırdığını, Digitürk'ünde sanallaştırmada çok büyük kazanımlar elde ettiğini yazdı. Ayrıca Microsoft'ta test ve geliştirme ortamlarını sanallaştırmış. Sunucu sayısı, yer ve enerjide %90'a varan tasarruf sağlamışlar. İlginç bi istatistiği de paylaştı. Her bir 1$'lık donanım yatırımına karşılık 0,5$'lık enerji harcaması da beraberinde geliyormuş.
Levent İskid, HP GMY
Ekonomik kriz ile birlikte server pazarı küçülürken, sanalaşştırma teknolojileri pazarının büyüdüğünden bahsetti.
Yalım Eriştiren, İntel İş geliştirme Müdürü
Sanallaştırmanın kullanım amaçları ve avantajlarından bahsetti. Bununla ilgili çizim notum;
Kurşat Gök
Sanallaştırma uygulamarından ve çeşitlerinden bahsetti. IDC araştırmasına göre, MS'in sanallaştırma teknolojilerini kullanma oranı %23. Ayrıca MS HyperV için RedHat Linux'da çalışabilmesi için RedHat ile anlaşma yapılmış. Bununla ilgili şu şekil gösterildi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)